Aylardan Eylül'dü sanırım.. Terkedip gittiğinde ..
Umrumda olduğun sürece umrumda değildi diğerleri.
17 Nisan 2011 Pazar
Eylül 1, dışarda yağmurun gürültüsü
Tabiat ananın aynasında sararmış görüntüsün.
Ağaçların her bu mevsim kaybettiği senken,
Benim olmamanın yaşamak kadar çok değil üzüntüsü!
Yine de yağmura denk üzüntümün bedeli
Bu bedene karşılık bir kış ayı güzüntümü ödenir?
Suyun yer yüzünden alınıp bir ihanet seferi düşün.
Böyle birşey var olsa tüm yapraklarımı dökerim.
İnancım, bitmiyecek yağmurların kokusu.
Kalbimin üstünde ondan dahada hisli dokusun.
Bacaklarımı ellerimle destekleyip beş şişenin
Yardımıyla çıkıyorum aşk denen bu yokuşu...
Zafer benim olduğunda, ödülüm sen ol...
Eylül'ün başlangıcıyla, önüme sel ol...
Bacamda tüten duman, penceremde rüzgar
Rüzgardan daha şevkatli daha serin eser ol...
Seni ona buna değilde sana anlatabilsem.
Güneş bir parça daha sen damlatabilse!
Tam karşıma düşsen konuşsak söylesem ve dinlesen.
Yahut ben susup kalsam sen anlatabilsen.
Eylül bereketiyle geldi yapraklarımı döktü!
Her harfin toprağın altında milyonlarca köktür.
Sonunda çocukluğumu kaybetmekten ürküp,
Papatya bahçesinden salıncağımı söktüm.
Bu dağlar seninle ilgili hiç birşey bilmiyor.
Bununla doğru orantıda hiç bir ağacın ilmi yok!
Orman oksijen yangının tehditindeki alâsın.
Malesef hiç bir adıma oksijen dikilmiyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder